Artan pilav ve makarnayı yeniden değerlendirmek
Buzdolabında bekleyen yarım tencere pilav bir sorun değil, yeni bir yemeğin başlangıcı. Saklama ve dönüştürme yöntemleri.
Selin Karaca 3 dk okuma
Neredeyse her evde tanıdık bir sahne var: akşamdan kalan yarım tencere pilav ya da bir kap makarna, buzdolabında birkaç gün bekliyor ve sonunda çöpe gidiyor. Oysa pişmiş tahıl ve hamur, mutfakta en çok potansiyel barındıran artıklardan biri. Doğru yaklaşıldığında bu artıklar ısıtılmış bir tekrar değil, tamamen yeni bir yemeğin başlangıç maddesi olabiliyor.
Anahtar nokta, artan ürünü ısıtılacak bir yemek olarak değil, hazır bir malzeme olarak görmekte yatıyor. Pişmiş pilav aslında pişirme aşaması tamamlanmış bir pirinçtir; makarna ise haşlama aşaması bitmiş bir hamurdur. İkisi de yeni bir tarifin ortasından başlamayı sağlar ve bu, hazırlık süresini ciddi biçimde kısaltır.
Saklamanın kuralları
Yeniden değerlendirmenin ilk şartı doğru saklamak. Pişmiş pilav ocaktan indikten sonra uzun süre oda sıcaklığında bekletilmemelidir. Mümkün olduğunca çabuk soğutup buzdolabına almak gerekir; geniş ve sığ bir kaba yaymak soğuma süresini kısaltır. Buzdolabında pilav bir iki gün, makarna ise üç güne kadar güvenle durur.
Makarnayı saklarken üzerine az miktarda zeytinyağı gezdirip karıştırmak, birbirine yapışmasını önler. Pilavda ise kabın ağzını sıkıca kapatmak, kurumayı ve dolaptaki diğer kokuları çekmeyi engeller. Her ikisi de dondurulabilir; dondurulmuş pilav özellikle iyi sonuç verir ve çözdürülmeden doğrudan tavaya alınabilir.
Artan pilavla yapılabilecekler
Artan pilavın en klasik dönüşümü kızartılmış pilavdır. Sıcak bir tavada az yağla, doğranmış sebze ve yumurtayla birlikte kavrulan pilav, tamamen farklı bir yemeğe dönüşür. Burada kritik nokta, tavanın gerçekten sıcak olması ve pilavın soğuk olmasıdır. Soğuk pilavın taneleri ayrışmıştır; sıcak pilav ise tavada ezilir ve lapa olur.
Bir başka kullanım, pilavı köfte harcına katmaktır. Kıymaya karıştırılan pilav hem hacim kazandırır hem de köfteyi yumuşak tutar. Aynı şekilde çorbaya kıvam vermek için de kullanılabilir; birkaç kaşık pilavı çorbaya ekleyip birlikte kaynatmak, un kullanmadan doğal bir yoğunluk sağlar.
Dolma ve sarma harcının önemli bir kısmı zaten pilav mantığıyla hazırlanır. Artan pilava biraz baharat, kavrulmuş soğan ve yeşillik eklemek, doğrudan kullanılabilir bir iç harcı ortaya çıkarır. Biber, kabak ve domates gibi sebzeleri doldurup fırına vermek yeterlidir.
Artan makarnanın ikinci hayatı
Artan makarnanın en pratik kullanımı fırında makarnadır. Bir kaba alınan makarnanın üzerine yumurta, süt ve peynir karışımı dökülüp fırınlandığında kenarları çıtırlaşan doyurucu bir yemek çıkar. Bu yöntemin güzel yanı, hangi sosla pişmiş olursa olsun çalışmasıdır.
Soğuk makarna salatası da iyi bir seçenektir. Domates, salatalık, zeytin, peynir ve zeytinyağlı bir sosla karıştırılan makarna, özellikle yaz aylarında hafif bir öğün oluşturur. Burada makarnanın önceden soslu olmaması avantajdır; sade haşlanmış makarna bu dönüşüme daha uygundur.
Bir başka yöntem, makarnayı tavada kızartmaktır. Az yağda, yüksek ateşte kavrulan makarna dış yüzeyinde çıtır bir doku kazanır. Üzerine rendelenmiş peynir ve karabiber eklemek yeterlidir. Çocukların en çok sevdiği dönüşümlerden biri budur.
Isıtırken doku nasıl korunur
Artan ürünü olduğu gibi ısıtmak gerekiyorsa, doku korumanın birkaç yolu var. Pilavı mikrodalgada ısıtırken üzerine bir iki kaşık su serpip kabın ağzını kapatmak, buhar oluşturarak taneleri yeniden yumuşatır. Tencerede ısıtılacaksa çok kısık ateşte ve kapak kapalı biçimde, arada karıştırmadan bekletmek gerekir.
Makarnayı ısıtmanın en iyi yolu ise kaynar suya birkaç saniye batırmaktır. Bu, makarnayı yeniden pişirmeden ısıtır ve yapışmayı çözer. Ardından sosla buluşturmak yeterlidir. Doğrudan mikrodalgada ısıtılan soslu makarna genellikle kurur ve lastikleşir.
Baştan planlamak
En verimli yaklaşım, artığı tesadüf olmaktan çıkarıp plana dâhil etmek. Bilerek fazla pilav ya da makarna pişirip ertesi günün yemeğini önceden hazırlamış olmak, hem enerji hem zaman tasarrufu sağlar. Bu durumda fazladan pişen kısmı en baştan ayırıp saklamak, sofrada tüketilenle karışmasını önler.
Mutfakta israfı azaltmanın en gerçekçi yolu, artığı bir başarısızlık değil bir kaynak olarak görmekten geçer. Birkaç dönüşüm yöntemini bilmek, dolabın kapağını açtığında görülen o yarım tencereyi bir soruna değil, bir başlangıca çevirir.